Bir düş’ün gerçeğe yakın olması kadar güzel bir şey yoktur hayatta. Ve o düşü bedeninin her noktasında algılamak, algılamanın sonucunda hayatın mekanik sistemini değiştirebilmek ne kadar zor ise, bunu gerçekleştirmek de bir o kadar tatlı ve mükemmeldir. Yanıltıcı sislerin içinden doğru olan yolu bulup ilerlemek, yoğunluğun baskısından kurtulup, sahici olan gücü seçebilmek en kusursuz hayata yönelmektir aslında. Böyle bir insan karakteri hayatın mutluluk tablosunun kendisidir. Yarınların içinde pişman olmayacağın bir kare aramak değil, pişmanlığın adı geçmeyecek şekilde yaşamak olmalı idealinin kendisi. Sorumluluğun acı ile bire bir savaşmak değil, onunla karşılaşmamaktır. Bunun yöntemlerini keşfedip, sınırlarını aştığın zaman hayatının bir devridaimden ibaret olmadığını göreceksin. Yani sınırlı olarak yaşadığın günlerin ağırlığını üzerinden atıp, yeniliğin içinde bulacaksın ruhunu. Tahammülsüzlüğü silip, hayretlerle dolu insanlarla karşılaşacaksın. Bir dakika içinde en fazla ne kadar mutlu olabilirsin? Bu sorunun yanıtını bulmuş olarak yaşarsan, ömründe boşa geçmiş tek bir saniye bile olmadığından eminsindir. Düş ile gerçek bir arada yaşıyorum dersen bu yine bir adımdır ideallerine ulaşma yolunda. En son adımında gerçek sadece gerçek olarak çıkar karşına. Gerçek sistemin işleyişi budur. Gerçek dediğimiz olgu budur. Belki uzaktan bakıldığında çok fazla cezp edici olmayabilir. Veya monotonluğu hatırlatabilir, hayal kırıklığını aklına getirebilir. Fakat gerçek bu olgulardan bağımsızdır. Onun gidişatı çok farklıdır. Kendi bünyesindeki temel bağlantılarıyla özelleşen yol biçimi, insanı hayal üstü bir noktada tutar. Diğer hayatlar ile karşılaştırma ihtiyacı duyulmaksızın bir başlangıç noktasından atılır ilk adımlar. Hiç yaşanmamış sayılan anlar olsa da zaman içinde bu düşünce işleyişi yok olur. İradenin kontrolü özdevinimli olarak beynindeki hücrelerinle ortaklaşa hareket eder. Dışa vuruşların her zaman insanların karşısında belirleyici olur. Duygusal bağlantılarında çoğu zaman sorunlar yaşayabileceğin gibi, sana zarar verebilecek, en küçük hücreni acıtabilecek doğal sorunları da ex olarak düşünmeyi öğreneceksin. Çünkü savunman bunu gerektirecek. Zamanla bu gibi duygulardan arınmış olduğunu anlayacaksın. Daha sade bir mantık ile iç içe yaşamak huzurun belirginliğini ispat edecek sana. Gerçek dediğimiz olgu, yaratıcı düşüncelerini her zaman hali hazırda tutup, sana hayatın ne kadar anlamlı olduğunu gösterecek. İfadende sınır tanımayacağın gibi, hayatını personelize edip, emrindeki düşüncelerinden de yararlanmayı öğreneceksin. Gerçekten uzakta hürlüğün tadından ne kadar mahrumsan gerçeğin içinde doya doya bu öz ile yaşayacaksın.
Reyhan Yonat







>




